Erken teşhis ile Meme Kanserinden korunun


24.10.2014 - 15:28

Dikkat çekilmesi amacıyla her yıl Ekim ayında etkinliklerle gündeme getirilen meme kanseri ile ilgili olarak açıklamalarda bulunan uzmanlar, meme kanserine karşı en etkin yolun erken tanı olduğuna dikkat çektiler.

DİYARBAKIR  - Türkiye’de özellikle kadınlarda sık görülen kanser türü olarak Meme kanserine dikkat çeken hekimler, meme kanserinin erken evrede tespit edilmesinin mümkün olduğunu belirterek, bu amaçla 2004 yılından buyana her yıl Ekim ayında Meme Kanseri Bilinçlendirme Etkinlikleri düzenlendiğini belirtti.

 

 

Konu ile ilgili olarak İlke Haber Ajansına açıklamalarda bulunan Memorial Diyarbakır Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden’’ Op. Dr. Serdar Baygeldi, Meme kanserinin, kanser tanı programları içinde değerlendirilebilen bir tür olduğu için kadınların her ay kendi kendine meme muayenesi ile doktorunun önerdiği yaştan itibaren ultrasonografi ve mamografi yaptırmasının erken tanıya olanak sağlayacağını söyledi.

 

 

Meme kanserinin kadınlarda en sık görülen kanser türü olduğunu belirten Baygeldi, meme kanserinin görülme sıklığının yüzde 10 civarında olduğunu söyledi.

 

 

Baygeldi, “Günümüzde erken tanı ve yeni tedavi yöntemleri sayesinde hastaların çok önemli bir bölümü sağlığına kavuşmakta ve kansersiz olarak yaşamını devam ettirmektedir.” dedi.  

 

 

50 yaş üzeri kadınlar dikkat

Meme kanseri riskini en aza indirmek için hastalığa neden olan değiştirilebilir risk faktörlerinin ortadan kaldırılması gerektiğine dikkat çeken Baygeldi, hormonlu gıdalardan ve özellikle yağlı yiyeceklerden uzak durulması gerektiğini söyledi.

 

 

Baygeldi, “İlk doğumu 30 yaşından önce yapmak ve emzirmeye özen göstermek, alkol ve sigara kullanmamak meme kanseri riskini azaltan önemli faktörlerdir. Son dönemlerde soya izoflavanlarının östrojene benzer etkileri meme kanseri ile ilişkili olabileceği deneysel çalışmalarda ortaya koyulmuştur.  Ayrıca A, C, E vitaminleri ile beta karotenin, likopenin ve antioksidanların yetersiz olması meme kanseri riskini artırabilir. Özellikle 50 yaş üstü kadınlar bu vitamin ve besinlere karşı dikkatli olmalıdır. Ayrıca bu kanser türünde genetik yatkınlık da çok önemli bir faktördür. Ailesinde meme kanseri öyküsü olan özellikle anne, teyze, abla gibi birinci derece yakınları meme kanserine yakalanmış olanlar risk grubunda bulunduklarını bilerek doktor kontrolü altında olmalıdır.” tavsiyesinde bulundu.  

 

 

Erken teşhis hayat kurtarır

Günümüzde meme kanseri vakalarının artmakta olduğunu ve bununla birlikte hastalığın tedavisinde de önemli gelişmelerin yaşandığını ifade eden Baygeldi, “Erken dönemde teşhis edilen meme kanseri vakaları, günümüzde tamamen tedavi edilebilmekte ve hasta kanserden kurtulmaktadır. Kanser tanısı konulan hastalar; sosyal yaşamdan kopmamaları, morallerini yüksek tutmaları ve tedavi sürecinde yaşanabilecek sıkıntıları en aza indirecek önlemler açısından bilgilendirilmelidir. Hastaların günlük yaşamlarına devam etmelerini sağlamak, tedavi sürecinin olumlu sonuçlanması için oldukça önemlidir.” şeklinde konuştu.

 

 

Cerrahide öncelikle meme korunur 

Meme kanseri tanısı konulan hastalara bir takım tarama testleri yapılarak, hastalığın başka organlara da yayılıp yayılmadığının araştırılması ile işe başlandığını belirten Baygeldi, “böyle bir durum yoksa kanser memede sınırlıysa cerrahi tedavi planlanır.” dedi.

 

 

Baygeldi, “Uzak organ metastazlarında ise tümör çapı büyükse cerrahi öncesinde neoadjuvant tedavisi ardından da cerrahi müdahale yapılır.  Her meme kanserinde memenin tümünü almaya gerek yoktur. Tümörün bulunduğu bölge, yerleşim şekli ve türüne göre son dönemlerde meme koruyucu cerrahiler ön plana çıkmaktadır. Bu tedavide memenin tümü değil sadece tümörlü alan alınmaktadır. Multidisiplinel yaklaşım ile cerrahi sonrası kemoradyoterapi nüks oranını oldukça azaltmaktadır. Total mastektomi yapılsa bile aynı seansta rekonstrüktif cerrahi ile hastaya yeni bir meme yapılması mümkündür.” ifadelerini kullandı.

 

 

Kansere karşı bağışıklık sistemi güçlü olmalı

Güçlü bir bağışıklık sisteminin tüm hastalıklarda olduğu gibi meme kanserinden korunmada da etkili bir faktör olduğunu belirten Baygeldi, her gün düzenli olarak lif ve probiyotik maya içeren gıdaların yanı sıra süt, yoğurt gibi gıdaların alınmasının hem sağlığın korunması hem de bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi açısından önemli bir faktör olduğunu söyledi.

 

 

Baygeldi, “Son yıllarda bazı merkezlerde yapılan çalışmalar, B vitamininin meme kanseri riskini yüzde 50 oranında azalttığını göstermektedir. Bir başka çalışmada B vitamini eksikliği olan ve meme kanseri teşhisi konulan hastalarda, metastaz riskinin B vitamini düzeyi normal olanlara göre daha yüksek olduğu anlaşılmıştır. Balık, yumurta sarısı, süt ve süt ürünleri, tereyağı B vitamininden zengin olan besinlerdir.” dedi. (İLKHA)