Davutoğlu: Yasin'i kim katletti?!


19.10.2014 - 14:01

Akil İnsanlar Heyeti ile bir araya gelen Başbakan Ahmet Davutoğlu, 7 Ekim'de Vandallığın her türlüsünün yapıldığını belirterek, "Yasin'i kim katletti, iş yerlerini kim yaktı, 214 okulu kim yaktı? Bu barbarlıkları destekleyen ve fitili ateşleyen, siyasi parti üyeleri var."dedi.

İSTANBUL – Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Akil İnsanlar Heyeti üyeleriyle bir araya geldiği toplantı, Dolmabahçe Başbakanlık Çalışma Ofisi'nde başladı. Toplantıya, Akil İnsanlar Heyeti'nde yer alan isimlerin yanı sıra ilgili bakanlar da katılıyor.

 

Akil İnsanlar Heyeti toplantısında konuşan Başbakan Ahmet Davutoğlu, Çözüm Süreci’nde gelinen noktayı değerlendirdi. Kobani bahanesiyle yapılan eylemleri eleştiren Davutoğlu, “Sosyal medyada şiddet içeren, şiddete davet eden söylemler var. Provakatif bir söylem ve grup tüm çabaları yok sayan bir sonuç doğurabiliyor.”dedi.

 

İşte Başbakan Davutoğlu’nun konuşmasından satır başları:
“Gidin, Diyarbakırlı Yasin Börü’nün ailesinin ne hale geldiğini görün”

Konuşmasında PKK/HDPliler tarafından vahşice katledilen Yasin Börü’den de bahseden Davutoğlu, “Gidin, Diyarbakırlı Yasin Börü’nün ailesinin ne hale geldiğini görün. Hepimiz bu toprakların çocuklarıyız. Ancak bazıları bunu göremiyor. Sanki çözüm süreci bir partiye kalmış gibi. Bölgenin tamamı sanki bir grubun tekelinde.  Ne zaman ki, ‘Ben burada tek partiyim, tek gücüm.  Tek söz sahibiyim.  Burada her şeyi bana soracaksınız. Benim dışımdakiler konuşursa 3. kattan atarım aşağı, yakarım, başlarını ezerim.’ İşte böyle bir şeyi asla kabul edemeyiz. Böyle bir şeye izin vermeyiz. Bu mesele, herkesi kapsayan ve herkesi içine alan bir özelliktir. Çözüm süreci tek taraflı ikna süreci değildir.”ifadelerini kullandı.

 

Davutoğlu, “Şuanda faili meçhuller var. Gelin şu puslu havayı dağıtalım. İşte burada Akil İnsanlar devreye girecek. Herkes şunu bilsin ki Çözüm Süreci devam edecek.”dedi.

 

“Türkmenler ve Araplar gibi Kürtler de kardeşimizdir.”diyen Davutoğlu, “ Onların acısı acımızdır. Onların kaybı kaybımızdır. Onların sorunu sorunumuzdur. Eğer çözüm süreci sorunsuz, eksiksiz ve sağlıklı bir şekilde yürüseydi, bazıları sözünde dursaydı, silahlar ülke dışına çıksaydı; o zaman bizim Kobani’ye ve PYD’ye bakışımız ve tutumumuz farklı olurdu. O zaman Türkiye Dışişleri Bakanlığı görevindeyken, Salih Müslüm ile görüşülmesini ben istedim. Bunun sonucunda Salih Müslim ile görüşüldü. Ona, Suriye rejimi ile işbirliği yapmamasını ve Türkiye ile işbirliği halinde olmasını istedik. Ancak onlar Suriye ile işbirliği içinde oldular. IŞİD’e sessiz kaldılar. Tel Abyad IŞİD tarafından işgal edilip insanlar katledilirken, PYD sessiz kaldı.”ifadelerini kullandı.

 

“7 Ekim’de Vandallığın her türlüsü yapıldı”
Davutoğlu, “Bizim çözüm haritasında şunları dikkate aldık: Kuşatıcılık, yerlilik, bağlayıcılık, kapsayıcılık.  1 Eylül’de hükümet programını açıkladık. Açık ve net olduk. Çözüm süreci ile ilgili bakanlar kuruluna rapor hazırlattım. 30 Eylül’de yaptığımız Bakanlar Kurulu’nda Çözüm Süreci ile ilgili yol haritasını açıkladık. Bütün bunlar paylaşıldı. Mütabakatlar sağlandı. Ancak kurban bayramının 3. günü yani 7 Ekim’de, talanın her türlüsü gaspın her türlüsü, cinayetin her türlüsü, Vandallığın her türlüsü yapıldı.
 


Biz, hükümet olarak, çözüm süreci için her şeyi yapmışken, bunlar o gün, twitlerle insanları sokağa çağırdılar. Son olaylarda şiddete davet eden  ‘Bu gece herkes silahlansın ve şurayı bassın’ şeklindeki twitlere şahit olduk. Tablo açık. Herkesin muhasebe yapması gerekiyor.   Geçmişteki gibi şimdi de faili meçhuller var. Ancak, bu seferkiler kimler tarafından nasıl desteklendiği belli.

 

Yasin’i kim katletti, iş yerlerini kim yaktı, 214 okulu kim yaktı, Devlet, binalarını kim tahrip etti? Bu barbarlıkları destekleyen ve fitili ateşleyen,  siyasi parti üyeleri var. Ne zaman ki, çözüm süreci devreye girse, birileri devreye girip süreci baltalıyorlar. Eskisi gibi ülkeyi puslu bir havaya sokmaya çalışıyorlar. Hep beraber yapmamız gereken, bu puslu havayı dağıtmak.”ifalerini kullandı.

 


“Çözüm Süreci, yasama sürecini de bağlayan bir süreçtir”
Davutoğlu, “Akil İnsanların toplantıları karşılıksız kalmadı, raporlar rafa kalkmadı. Akil insanların raporları demokratikleşme paketinde yer aldı. Artık Çözüm Süreci, yasama sürecini de bağlayan bir süreçtir.”diye konuştu.

 

Sosyal medyada şiddet içeren ve şiddete davet eden söylemlerin olduğuna dikkat çeken Davutoğlu, “Provakatif bir söylem ve grup tüm çabaları yok sayan bir sonuç doğurabiliyor. İki kavramı hala çözüm sürecinin temel taşı olarak görüyorum. Bunlar: Tarihdaşlık ve vatandaşlık…

 

Bu süreçte jeopolitik zemin önemli. Ya bu sınırlar barışçıl yollarlar kaynaşacak, bütün akrabalar bir arada olacak ya da insanlar çatışacak. Biz bunun için vizeleri kaldırdık. Son olaylar, Suruç'u Kobani'den ayırmanın mümkün olamadığını gösterdi.”şeklinde ifade etti.


“Kimse topu karşı tarafa atmaya çalışmasın”
“Ya birleştirici yol çizeceğiz ya da modern görünümlü baskıcı grupların tesiri altında kalacağız.” diyerek sözlerini sürdüren Davutoğlu, “Çözüm süreci millidir, yerlidir. 12 yıldır bu meseleyi çözmek için her yolu denedik. Ne olacaksa bu insanların arasında olacak. Oturup konuşacağız dedik.

 

Bütün siyasi riskleri göze alarak biz bu süreci başlattık. Hükümetten devletten bir şeyler bekleyenler tabularımızı nasıl yıktığımızı görsünler. Kimse topu karşın tarafa atmaya çalışmasın. Bu yol çocuklarımızın el ele yürüyeceği bir yol. Çözüm Sürecinin muhatabı milletin kendisidir. Çözüm Süreci bir tarafı ikna süreci değildir. Toplumun her kesimini kuşatan bir süreç. Bu süreci korumalıyız.”dedi. (İLKHA)